İspanya'nın kuzeyinde yer alan Palomera mağarasında yürütülen detaylı analizler, bu arkeolojik alanın yaklaşık 11.500 yıl boyunca tarih öncesi topluluklar için kutsal bir merkez görevi gördüğünü belirledi. Burgos bölgesindeki Ojo Guareña mağara sisteminin bir parçası olan Palomera'nın ulaşılması zor bir odası olan Sala Keimada'dan elde edilen yeni radyokarbon tarihlemeleri, insanların Buzul Çağı'nın sonundan Demir Çağı'na kadar binlerce yıl boyunca burayı tekrar tekrar ziyaret ettiğini ve geride çeşitli kültürel izler bıraktığını gösteriyor.
Araştırma bulguları, mağaranın bu özel odasının, yaşam alanı olarak kullanılan giriş bölgelerinin ötesinde, ayin ve ritüeller için derinlemesine bir kullanım sergilediğini ortaya koydu. Sala Keimada, mağaranın üçüncü seviyesinde, girişten yaklaşık 290 metre içeride bulunuyor ve 13 metre genişliğinde, 0,2 metre yüksekliğinde alçak bir geçitten sürünerek ulaşılan bir konumda yer alıyor.
Palomera Mağarası'ndaki Tarihsel Ziyaretler ve Bulgular
Bilim insanları, Sala Keimada genelinde bulunan kömür örnekleri, çizimler ve kemik kalıntılarından toplam 18 yeni radyokarbon tarihlemesi elde etti. Bu tarihlemeler, mağaranın kullanımının kronolojik genişliğini net bir şekilde ortaya koydu. En eski tarihleme, yaklaşık 13.700 yıl öncesine, yani Üst Paleolitik döneme işaret ederken, en yeni tarihleme ise yaklaşık 2.100 yıl öncesine, Demir Çağı'na ait evcil bir domuz yavrusunun kemiklerine dayanıyor. Bu domuz yavrusunun, ritüel bir sunu olarak mağaranın derinliklerine getirilmiş olabileceği düşünülüyor.
- Üst Paleolitik Dönem: En eski kullanım (yaklaşık 13.700 yıl önce).
- Neolitik Çağ: Tekrarlanan ziyaretlerin kanıtları.
- Kalkolitik Çağ: İnsan etkinliğine dair izler.
- Tunç Çağı: Düzenli kullanıma dair işaretler.
- Demir Çağı: En son kullanım (yaklaşık 2.100 yıl önce).
Bu farklı dönemler arasında, mağarayı ziyaret eden her kuşağın, kendilerinden önceki insanların bıraktığı sanat eserlerine büyük bir saygı gösterdiği gözlemlendi. Mevcut eserleri olduğu gibi koruyarak, yalnızca yeni izler ve çizimler ekledikleri belirlendi. Bu durum, mağaranın kutsallığının nesiller boyu aktarıldığına dair önemli bir kanıt sunuyor.
Mağara İçindeki Benzersiz Yapı ve Sanatsal İzler
Araştırmanın en dikkat çekici keşiflerinden biri, dik olarak yerleştirilmiş ve birbirine yaslanmış iki büyük kireçtaşı levhadan inşa edilmiş karmaşık bir yapı oldu. Daha küçük taşlarla desteklenen bu yapının, 1,5 metre uzunluğundaki ana levhasının üst kenarı, ana boyama panosuna dönük bir hayvan figürünü andıracak şekilde özenle biçimlendirilmiş. Hem bu ana levha hem de onu destekleyen taşlar üzerinde, yapının çevresindeki yoğun insan etkinliğine tanıklık eden oymalar ve kömür izleri tespit edildi. Bilim insanları, bu yapının özellikleri açısından, daha büyük boyutlarda olmasına rağmen İspanya'daki Tito Bustillo Mağarası'nda belgelenen başka bir Paleolitik levhaya benzediğini belirtiyor.
İber Yarımadası'ndaki Kutsal Mağara Alanlarına Yeni Bir Katkı
Sala Keimada'dan elde edilen bulgular, bu siteyi, tarih öncesi insanların yüzyıllar boyunca kutsal kabul ettikleri ve tekrar tekrar ziyaret ettikleri İber Yarımadası'ndaki mağara kutsal alanlarının giderek artan listesine ekledi. Palomera Mağarası'nın bu ulaşılması güç ve gizli tapınaklarından biri olan Sala Keimada'da saptanan sekiz ayrı insan etkinliği evresi, binlerce yıl boyunca insanların bu karmaşık yer altı dünyasını sadece yaşam alanı olarak değil, aynı zamanda ruhani amaçlar için defalarca ziyaret ettiğini açıkça gösteriyor. Bu keşifler, bölgedeki tarih öncesi inanç sistemleri ve ritüeller hakkında değerli bilgiler sunmaktadır.