DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayımlanan Mayıs 2026 dönemine ait Enflasyon Bülteni, Türkiye'deki yüksek enflasyonun özellikle düşük gelirli kesimler üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdi. Rapora göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ışığında yapılan analizler, Nisan ayı itibarıyla asgari ücretin son dört ayda 4 bin 110 lira değer kaybettiğini ortaya koydu. Aynı süreçte en düşük emekli aylığında yaşanan kaybın ise 2 bin 928 liraya ulaştığı belirtildi.

Asgari Ücret ve Emekli Aylıkları Ne Kadar Eridi?

DİSK-AR'ın raporuna göre, 2026 yılının ilk dört ayında asgari ücret, artan enflasyon karşısında 4 bin 110 liralık bir erime yaşadı. Bu durum, asgari ücretle geçimini sağlayan milyonlarca çalışanın alım gücünde ciddi bir düşüşe işaret ediyor. Benzer şekilde, en düşük emekli aylığı alan yurttaşlar da bu süreçte 2 bin 928 liralık bir kayıp yaşayarak ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bu erime, maaşların enflasyon karşısında ne kadar yetersiz kaldığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Enflasyon Oranları Hangi Seviyelerde Seyrediyor?

Bültende yer alan bilgilere göre, Türkiye'de yıllık enflasyon oranı yüzde 32,37 olarak kaydedildi. Gıda enflasyonu ise bu oranın üzerinde seyrederek yüzde 34,55'e ulaştı ve tüketicilerin temel gıda maddelerine erişimini zorlaştırdı. Son bir aylık dönemde fiyatlar genel seviyesi yüzde 4,18 oranında artış gösterirken, 12 aylık ortalamalara göre enflasyon oranı yüzde 32,43 olarak belirlendi. Bu veriler, fiyat istikrarsızlığının geniş bir döneme yayıldığını ve özellikle gıda kaleminde enflasyon baskısının yoğun olduğunu gösteriyor.

Düşük Gelirlilerin Harcama Alışkanlıkları Nasıl Değişti?

Artan yaşam maliyetleri, özellikle dar gelirli hanelerin harcama alışkanlıklarında köklü değişikliklere yol açtı. Kira, konut ve ulaştırma gibi temel gider kalemlerindeki fahiş artışlar nedeniyle, düşük gelirli yurttaşlar en temel ihtiyaçları olan gıda harcamalarını kısmak zorunda kaldı. Rapor, bu kesimin bütçelerinde gıdaya ayırdığı payın dahi yetersiz kaldığını, diğer zorunlu harcamalar karşısında gıda bütçesinden ödün verildiğini vurguladı. Bu durum, derinleşen yoksulluğun bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Gelir Dağılımındaki Eşitsizlik Ne Durumda?

DİSK-AR bülteni, Türkiye'deki gelir dağılımı eşitsizliğine dair çarpıcı veriler de sundu. Toplam gelirin yalnızca yüzde 6,3'ü en düşük yüzde 20'lik gelir grubuna düşerken, en yüksek yüzde 20'lik kesim toplam gelirin yüzde 48,1'ini elde etti. Bu durum, zengin ile fakir arasındaki gelir uçurumunun giderek açıldığını gösteriyor. Harcama alışkanlıkları incelendiğinde ise, düşük gelir grubunun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,4 iken, yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 12,8'de kaldı. Bu veri, dar gelirli ailelerin bütçelerinin büyük bir kısmını temel gıda ihtiyaçlarına ayırmak zorunda kaldığını, ancak buna rağmen yeterli alım gücüne sahip olamadığını ortaya koymaktadır. Rapor, gelir adaletsizliğinin yaşam standartları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, kapsamlı ekonomik ve sosyal politikaların gerekliliğini vurguladı.