Yeşilçam'ın usta ismi Cüneyt Arkın, 10 Mart 1968 tarihinde, eşi Güler Cüreklibatır ile yaşadığı çalkantılı boşanma sürecinde henüz iki yaşındaki kızı Filiz'e özel bir mektup kaleme aldı. Toplam beş daktilo sayfası uzunluğundaki bu kişisel belge, kızının 18 yaşına ulaştığında okuması amacıyla emanet edildi. Arkın, bu mektupla ileride kızının annesine karşı yapılanları sorgulaması ihtimaline karşılık kendi bakış açısını sunmayı ve geçmişteki olayları açıklığa kavuşturmayı hedefledi.

Sanatçının avukatı aracılığıyla emanet edilen bu özel belge, o dönemde kamuoyuna yansıyan evlilik sorunları ve dedikodular arasında babalık sorumluluğunu yerine getirme çabasını gözler önüne serdi. Arkın, mektubunda kızına karşı kendisini savunma isteğini dile getirerek, olası bir suçlamadan duyduğu derin endişeyi ifade etti. Bu mektup, ünlü ismin özel hayatındaki zorlu dönemi ve iç hesaplaşmasını yansıtan önemli bir kaynaktır.

Evliliğin İlk Yılları ve Zorlu Mücadele

Cüneyt Arkın, eşi Güler Cüreklibatır ile tanıştığında henüz kitaplara düşkün, zayıf bir gençti ve sevgi arayışı içindeydi. Eşiyle birlikte Eskişehir'de doktorluk yaptığı dönemi, hastalarını ve yaşam zorluklarını paylaştı. Bu süreçte Sağlık Bakanlığı'na olan 80 bin liralık borç, Arkın'ı sinema dünyasına adım atmaya iten önemli bir faktör oldu. Annesinin, ailesine ve kendi ailesine karşı onu koruduğunu, parasızlık döneminde dahi destek olduğunu belirten Arkın, ilk filmine başladığında yaşadığı maddi sıkıntıları ve eşinin operada çalışıp okula gitmek zorunda kalışını anlattı.

  • Eskişehir'de doktorluk yaparken tanışma.
  • Sağlık Bakanlığı'na olan 80 bin lira borcun sinema kariyerine etkisi.
  • Eşinin ailesine karşı desteği ve maddi zorluklara rağmen yanında durması.
  • İlk film dönemindeki yoksulluk (eskimiş trençkot, su alan ayakkabılar, tek sandviçle geçen günler).
  • Eşinin hem çalıştığı hem de okuduğu fedakarlık dolu günler.

Ayrılık Süreci ve Kamuoyundaki Dedikodular

Arkın'ın evliliğindeki anlaşmazlıklar, üç yıl önce bir gazetenin kendisinin eşinden boşanıp Zeynep Aksu ile evleneceğine dair haberiyle başladı. Bu haberin ardından çift arasında şiddetli tartışmalar yaşandı ve Güler Hanım, Levent'teki evini terk ederek babasının Suadiye'deki evine sığındı. Dostların araya girmesiyle geçici bir barış sağlanmış olsa da, bu zoraki beraberlik uzun sürmedi. Güler Cüreklibatır, bir mecmuada çıkan haberlerin ardından evini ikinci kez terk ederek tekrar baba evine döndü.

Cüneyt Arkın, mektubunda o dönemde hakkında çıkan bazı dedikoduları da kızına aktardı:

  • "Ayrılır ayrılmaz Zeynep Aksu ile evlenecekmişim."
  • "Selda Alkor ile Bursa'da maceralarımız olmuş."
  • "Evli bir kadınla ilişkilerim varmış."

Sanatçı, bu dedikoduların insanların başkalarının hayatlarıyla oynamaktan zevk almasından kaynaklandığını ve bu durumdan iğrendiğini belirtti. Eşinin son iki yıldır kendisine gösterdiği "korkunç sahnelerde" teyzesi Gül'ün ve çevresinin büyük payı olduğunu öne sürdü.

Şöhretin Getirdikleri ve Yabancılaşma

Cüneyt Arkın, iki yıl içinde elde ettiği başarı, şöhret ve maddi imkanların artmasıyla birlikte, eşinde dedikoduların ve kıskançlığın etkisiyle bir yabancılaşma başladığını ifade etti. Eşinin kendisiyle bir yere gitmekten rahatsız olduğunu ve sokağa çıkmaktan korktuğunu gözlemledi. Arkın, kendisini "insan dışı bir çalışmaya iten hırsı" eşinin anlayamadığını, kendisinin ise yorgunluktan ve her şeyden usanmışlık hissiyle boğuştuğunu dile getirdi.

Mektubunda, eşinin çevresi, arkadaşları, kardeşi, gazeteler ve sokaklar tarafından kuşatıldığını düşündüğünü belirten Arkın, kendisini "kovalanan bir hayvan gibi her an tetikte" hisseden, yalnız bir savaşın içinde bulduğunu anlattı. Bu yoğun çalışma ve kişisel mücadele içinde eşinin "yüreğini göremediğini", ona fırsat veremediğini ve "hayvanca bencil, yorgun ve gururlu bir erkek rolünde" olduğunu kabul etti. Son olarak, eşinin "öç almak isteyen dişi haline gelmesine" kendisinin sebep olduğunu itiraf ederek, kızına karşı dürüstlüğünü sürdürdü. Mektup, babasının bakış açısından karmaşık bir aile dramını ve kişisel pişmanlıkları aktarmaktadır.