İngiltere'nin güneyindeki gizemli Stonehenge anıtının merkezinde yer alan altı tonluk Sunak Taşı'nın, yaklaşık 700 kilometre uzaklıktaki kuzeydoğu İskoçya'dan nasıl taşındığı bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konuydu. Yaklaşık 4.000 yıl önce, modern nakliye yöntemlerinin olmadığı bir dönemde bu devasa kütlenin yer değiştirmesi büyük bir muamma oluşturuyordu. Son dönemde yapılan araştırmalar, bu zorlu yolculuğun bir kısmına ışık tutarken, kalan büyük bölümünün insan çabasıyla gerçekleştiğini öne sürüyor.
Sunak Taşı'nın Kökeni Nereye Dayanıyor?
2024 yılında bir yer bilimcileri ekibi, Stonehenge'deki Sunak Taşı'nın yalnızca yerel jeolojiden veya daha küçük mavitaşların geldiği güneybatı Galler'deki Preseli Tepeleri'nden gelmediğini tespit etti. Kayacın kimyasal analizi sonucunda, Britanya Adaları'nın en kuzeyindeki kuzeydoğu İskoçya'da bulunan Orcadia Havzası'nın Eski Kırmızı Kumtaşı ile çarpıcı benzerlikler gösterdiği belirlendi. Bu keşif, taşın kökenini 700 kilometreden daha uzakta bir noktaya sabitleyerek, taşıma gizemini daha da derinleştirdi.
Buzullar Taşınmanın Ne Kadarını Açıklıyor?
Araştırmacılar, devasa taşın Britanya boyunca güneye doğru hareket eden buzullar tarafından taşınmış olabileceği ihtimalini değerlendirdi. Ancak yapılan hesaplamalar, son 1 milyon yıldaki buzulların büyük çoğunluğunun kuzeye, yani kayacın hareket yönünün tam tersine doğru ilerlediğini gösterdiğinden, bu fikir başlangıçta tam olarak kabul görmedi. Curtin Üniversitesi'nden yeni bir ekibin mineral tanesi tarihlemesi ve buz tabakası modellemesi kullanarak yaptığı çalışma ise, buzulların taşın tüm yolculuğunun tek mekanizması olamayacağı konusunda önceki ekiple hemfikir oldu. Ancak bu yeni modeller, buzul hareketinin kayacı İskoçya'dan, günümüzde Kuzey Denizi altında kalmış olan Doggerland adlı kara parçasına kadar yaklaşık 300 kilometre taşımış olabileceğini öne sürüyor. Bu durum, toplam 700 kilometrelik yolculuğun yaklaşık 400 kilometrelik kısmının hâlâ açıklanamadığı anlamına geliyor.
İnsan Taşımacılığı Nasıl Gerçekleşti?
Curtin Üniversitesi'nden Anthony Clarke, modellerinin buzulların taşı sadece yolun bir kısmında, potansiyel olarak Kuzey Denizi'ndeki Dogger Bank'a kadar taşımış olabileceğini gösterdiğini, ancak güney İngiltere'ye ulaşmadığını belirtiyor. Bu da taşın geri kalan yüzlerce kilometrelik mesafeyi insanlar tarafından taşınması gerektiği sonucunu doğuruyor. Clarke, doğal buzul taşımacılığı yerine, kanıtların zorlu ve değişken bir coğrafyada bilinçli ve dikkatlice planlanmış bir hareketliliğe işaret ettiğini vurguluyor. Yaklaşık 4.000 yıl önce Britanya'da merkezi bir otorite, haritalar veya gelişmiş makineler bulunmadığı göz önüne alındığında, bu taşıma operasyonunun son derece titiz ve çok aşamalı bir süreç olduğu düşünülüyor. Taşın muhtemelen aşamalar halinde, mümkün olan yerlerde nehir veya kıyı taşımacılığıyla birleştirilerek karadan çekme yöntemleriyle ilerletildiği tahmin ediliyor. Bu boyutta bir taşı bu kadar uzun bir mesafeye taşımak, o dönemin insanları için muazzam bir planlama, koordinasyon, coğrafya bilgisi ve kararlılık gerektirmiş olmalı.
Araştırmacılar, Sunak Taşı'nın kuzeydoğu İskoçya'daki tam jeolojik kökenini kesin olarak belirlemeyi ve buzulların bu uzun güney yolculuğunda oynadığı rolü daha derinlemesine araştırmayı hedefliyor. Bu sayede, Stonehenge'in en büyük gizemlerinden biri olan Sunak Taşı'nın yolculuğu tam anlamıyla aydınlatılabilecek.