Türkiye'de uzun yıllardır alt işveren bünyesinde çalışan binlerce taşeron işçi için kadro beklentisi, yeni torba yasa hazırlıklarıyla birlikte yeniden ülke gündeminin önemli maddelerinden biri haline geldi. Özellikle kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve belediye şirketlerinde görev yapan personel, meclisten çıkacak net bir adım bekliyor. Bu düzenleme, aileleriyle birlikte yüz binlerce kişiyi doğrudan etkileyecek bir sosyal ve ekonomik güvence arayışını temsil ediyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde yürütülen torba yasa taslağı çalışmaları, kapsam dışı kalan işçilerin kadroya alınması yönündeki talepleri değerlendiriyor. Sendikalar, başta Türk-İş ve HAK-İŞ olmak üzere, tüm taşeron işçilerin daimi kadroya geçirilmesi için yoğun bir baskı uyguluyor. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konunun bir daha açılmamak üzere çözülmesi gerektiğini vurgularken, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da kamu nitelikli kuruluşlardaki geniş taşeron havuzuna dikkat çekiyor.
Kadro Düzenlemesinin Kapsamı ve Sendika Talepleri
Meclis kulislerinde tartışılan torba yasa taslağı, sadece KİT'lerdeki taşeron işçileri değil, aynı zamanda belediyeler ve bağlı şirketlerdeki personeli de kapsama almayı hedefliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, taşeronların kadroya geçişiyle ilgili süreçlerin devam ettiğini belirterek, detaylı bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. Bu durum, 4857 Sayılı İş Kanunu çerçevesinde tanımlanan alt işveren sisteminin sahadaki uygulama sorunlarını ve çalışanların güvencesizlik hissini artırıyor. Aynı kurumda aynı işi yapan personeller arasında oluşan mali ve sosyal farklılıklar, kadro beklentisinin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
İlave Tediye Ödemeleri ve Yeni Takvim
Kadro tartışmalarının yanı sıra, kamu işçilerinin ilave tediye ödemeleri de yakından takip ediliyor. Mevcut 4D statüsündeki sürekli işçiler için yapılan bu yasal ek ödemeler, taşeron işçilerin de kadroya geçmeleri halinde doğrudan faydalanmayı umdukları önemli bir hak. İlave tediye ödemeleri, toplam 52 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanarak iki taksit halinde yapılıyor.
- 2025 yılı ilave tediye ilk ödemesi: Kurban Bayramı öncesinde, 2 Haziran 2025 tarihinde gerçekleştirildi.
- 2025 yılı ilave tediye ikinci ödemesi: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı açıklamasına göre, 17 Aralık 2025 tarihinde yapılacak.
Bu ödemeler, işçinin brüt aylık ücretinin günlük bazda 52 gün üzerinden hesaplanmasıyla belirlenir. Örneğin, 30.000 TL brüt maaş alan bir kamu işçisi, 2025 yılı boyunca yaklaşık 52.000 TL ilave tediye alacak olup, bu tutar her biri yaklaşık 26.000 TL olmak üzere iki taksitte ödenecektir. İlave tediye, genel bütçeye, özel bütçeye, belediyelere, devlete ait şirket ve kurumlara bağlı yerlerde çalışan sürekli işçi statüsündeki personele her yıl yapılan bir ikramiye niteliğindedir.
Taşeron İşçilerin Yasal Hakları Nelerdir?
Taşeron işçiler, alt işveren firmalar aracılığıyla asıl işverene bağlı olarak çalışan personeldir. Bu istihdam modelinde, işçilerin iş sözleşmeleri doğrudan taşeron firma ile kurulur. Ancak 6352 Sayılı Kanun ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nda yapılan değişikliklerle taşeron işçilerin yasal hakları önemli ölçüde güvence altına alınmıştır. Bu haklar, asgari ücretin garanti altına alınmasından sosyal güvencelere kadar geniş bir alanı kapsar.
- Asgari Ücret Garantisi: Çalışanlara yasal asgari ücretin altında maaş ödenemez.
- Fazla Mesai Ücreti: Haftalık çalışma süresini aşan her saat, kanuni tarifeden ücretlendirilir.
- Sosyal Güvence: SGK primleri ve genel sağlık sigortası ödemeleri eksiksiz yatırılmak zorundadır.
- Yıllık Ücretli İzin: Taşeron işçiler de yıllık ücretli izin hakkına sahiptir.
- Kıdem ve İhbar Tazminatı: İş akdi feshedilen işçilerin tazminat hakları yasalarla korunur.
- İş Akdinin Feshi: İşçiler haksız yere işten çıkarılamaz ve fesih durumunda yasal süreçlere tabidirler.
Meclis'in yoğun gündeminde yer alan bu yasa teklifi, 90 bini aşkın işçinin kaderini belirleyecek nitelikte olup, komisyonlardan geçerek milletvekillerinin onayına sunulması bekleniyor. Taşeron işçilerin kadroya geçiş sürecinin tamamlanması, hem iş güvencesi hem de sosyal haklar açısından önemli bir kazanım olacaktır.