Küresel piyasalar, Amerika Merkez Bankası (Fed) kararları ve Ortadoğu kaynaklı jeopolitik risklerin etkisiyle son dönemin en kritik aşamalarından birini yaşıyor. Bu dalgalanmaları değerlendiren Ekonomist Muhammet Bayram, özellikle altın ve dolar yatırımcıları için önemli uyarılarda bulunarak, Fed'in olası faiz indirimlerinin gecikmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Bayram'a göre, jeopolitik krizler normalde altını yukarı yönlü etkilese de, mevcut durumda ticaret yollarının tıkanma riski merkez bankalarını faiz indirimleri konusunda daha temkinli hale getiriyor. Bu durum, 24 Temmuz 2026 tarihinde yapılacak Fed toplantısı öncesinde piyasalardaki belirsizliği artırıyor ve yatırımcıları sakin bir bekleyişe davet ediyor.

Hürmüz boğazı krizi ve Fed'in etkisi

Ortadoğu'daki gerilim ve özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanma riski, küresel ticareti olumsuz etkileyerek altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratıyor. Ekonomist Muhammet Bayram, savaşların sona ermesiyle altının kalıcı bir yükseliş trendine girdiğini, ancak mevcut konjonktürde savaşın yeniden canlanması ve ticaret yollarındaki potansiyel aksaklıkların denklemi değiştirdiğini vurguladı.

Bayram, piyasadaki asıl belirleyici faktörün, Fed'in bu jeopolitik kriz ortamında faiz indirimine gidip gidemeyeceği olduğunu belirtti. Eğer Hürmüz krizi tırmanarak Fed toplantısına girilirse, Amerika Merkez Bankası'nın kısa vadede faiz indirimini tamamen masadan kaldırabileceği ihtimaline dikkat çekti. Ayrıca Trump'ın NATO zirvesindeki açıklamaları sonrası ateşkes umutlarının azalması da gerilimi artırıcı bir unsur olarak değerlendirildi.

Altın ve dövizde kritik seviyeler

Piyasalarda kalıcı yönün belirlenmesi, belirli teknik seviyelerin kırılmasına bağlı. Muhammet Bayram'ın paylaştığı verilere göre, bazı finansal enstrümanlar için takip edilmesi gereken kritik eşikler şunlardır:

  • Ons Altın Küresel Piyasalar: 4.000 Dolar Desteği
  • Gram Altın İç Piyasa: 6.000 TL Desteği
  • Dolar / TL: 46 TL Seviyesi Baskılanma Bölgesi
  • ABD 2 Yıllık Tahvil Faizleri: Yüzde 4,29 (Altını Baskılayan Unsurlar)
  • ABD 10 Yıllık Tahvil Faizleri: Yüzde 4,60 (Sabit Getiri Tercihi)
  • Yıllık Enflasyon (Türkiye): Yüzde 32 (Korunma Oranı)
  • Euro / Dolar Paritesi: 1,14

Ekonomist Bayram, ons altında 4.000 dolar ve gram altında 6.000 TL sınırlarının hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Bu rakamların kalıcı olarak test edilmesi ve fiyatların birkaç gün boyunca bu seviyelerin altında kapanış yapması durumunda, altının yönünün çok daha aşağıları hedefleyebileceği uyarısında bulundu.

ABD tahvil faizlerinin altın üzerindeki etkisi

Altın, doğası gereği faiz getirisi olmayan bir yatırım aracıdır. Muhammet Bayram, ABD tahvil faizlerindeki yükselişin parayı altından çekerek sabit getirili tahvillere yönelttiğini ifade etti. Amerika'nın 2 yıllık tahvillerinin yüzde 4,29, 10 yıllık tahvillerinin ise yüzde 4,60 seviyelerine ulaşması, küresel büyük fonların altın pozisyonlarını azaltarak bu tahvillere geçmesine neden oluyor.

Fed'in faiz artırma ihtimali düşük görünse de, enflasyonist baskılar nedeniyle faiz indirimlerinin gecikmesi, altın üzerindeki baskı süresini uzatıyor. Bu durum, faizsiz bir varlık olan altının cazibesini azaltarak yatırımcıların alternatif getiri arayışlarına yönelmesine yol açıyor.

Yatırımcıların dolarizasyon eğilimini eleştiren Muhammet Bayram, Türkiye'de yıllık yüzde 32'lik enflasyon gerçeği karşısında doların yatırımcısına sadece yüzde 17 kazanç sağladığını belirtti. Bu durumun, dolarda kalanların enflasyona karşı parasını erittiği anlamına geldiğini vurguladı. Bayram, tüm eleştirilere rağmen altının hala sadık bir dost olduğunu ve enflasyonun üzerinde net bir getiri sağlayan tek güvenli liman olarak öne çıktığını ifade etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son açıkladığı verilere göre altın rezervlerinin 159 milyar dolar seviyesine yükselmesi, ülke ekonomisi adına olumlu bir tampon oluşturuyor. Bayram, gerçek kazancın ancak enflasyonun üzerinde elde edilen getiriyle ölçülebileceğinin altını çizdi.