Küresel yatırım bankası JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik güncel raporunda 2026 yıl sonu dolar/TL kur beklentisini 51,4 seviyesi olarak açıkladı. Banka, büyüme, enflasyon, faiz ve döviz kuru tahminlerini içeren kapsamlı analizini yatırımcılarla paylaştı.

Rapor, yüksek enflasyon ortamının Türk lirası üzerindeki etkilerine dikkat çekerken, Merkez Bankası'nın faiz politikaları, cari açık, bütçe dengesi ve asgari ücret gibi makroekonomik göstergeler hakkında da önemli öngörüler sundu. Bu güncellemeler, ekonomi yönetiminin ve piyasa aktörlerinin gelecek dönem stratejileri için referans niteliği taşıyor.

Dolar/TL Beklentisi ve Yatırımcı Stratejileri

JPMorgan'ın Türkiye raporunda yatırımcıların en çok odaklandığı başlık döviz kuru tahminleri oldu. Bankanın projeksiyonuna göre, 2026 yılı sonunda dolar/TL kurunun 51,4 seviyesine ulaşması bekleniyor.

Raporda, yüksek enflasyonun Türk lirasındaki değer kaybını hızlandırabileceği vurgulanarak, yatırımcılara Türk lirası uzun pozisyonlarının daha ‘taktiksel’ bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiği tavsiye edildi. Bu öneri, piyasalardaki oynaklık ve enflasyonist baskılar göz önüne alındığında stratejik bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Faiz Politikası ve Enflasyon Görünümü

Piyasaların merakla beklediği faiz politikasına dair de değerlendirmelerde bulunan JPMorgan, kur geçişkenliğinin dövizdeki düşük oynaklık sayesinde şimdilik sınırlı kaldığını belirtti. Ancak temel enflasyon eğiliminin hala yüksek seviyelerde seyrettiği ifade edildi.

Banka, 2026'nın ikinci yarısında yapılması planlanan faiz indirimlerinde Merkez Bankası'nın temkinli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. Bu uyarı, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürülmesi ve olası risklerin minimize edilmesi açısından önem taşıyor.

Bütçe ve Cari Denge Tahminleri

JPMorgan raporunda Türkiye'nin bütçe dengesi ve cari açık tablolarına yönelik somut verilere de yer verildi. Bankanın öngörüleri şu şekilde sıralandı:

  • Cari Açık Beklentisi: 2026 yıl sonu cari açığının 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu rakam, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yaklaşık yüzde 2,8'ine denk geliyor. Temmuz-ekim dönemindeki güçlü turizm gelirlerinin rezervleri destekleyeceği ve yılın dördüncü çeyreğine kadar rezerv baskısı yaratmayacağı belirtildi.
  • Bütçe Açığı Riski: Vergi tampon mekanizmaları nedeniyle vazgeçilen gelirler ile elektrik ve doğal gaz sübvansiyonlarının bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu ifade edildi. Banka, bu sübvansiyonlar nedeniyle bütçe açığının GSYH'nin yüzde 4'üne ulaşmasını bekliyor.

Asgari Ücretin Makroekonomik Etkisi

Raporda, Türkiye'deki milyonlarca çalışanı ilgilendiren asgari ücret sürecine de değinildi. JPMorgan analistleri, aralık ayında yapılacak olası asgari ücret artışının büyüklüğünün, ülkenin seçim takvimi ve ekonomi politikalarının gelecekteki seyri açısından kritik ve belirleyici bir makroekonomik gösterge olacağını ifade etti.